Sirküler No               :  2007 / 62

Konu                          : Gelir İdaresi Başkanlığınca Uygulamaya Yönelik Tahsilat İç Genelgesinin Çıkarılması Hk.

 

            GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINCA UYGULAMAYA YÖNELİK TAHSİLAT İÇ GENELGESİ ÇIKARILDI

 

08.04.2006 tarihli ve 26133 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5479 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 21 inci ve 79 uncu maddelerinde değişiklik yapılmıştır. 79 ncu maddede yapılan değişikliğe ilişkin olarak da 6183 sayılı Kanuna Geçici 9 uncu madde eklenmiştir. Bu değişiklikler 08.04.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu değişikliklerle ilgili olarak,  30.01.2007 tarihli ve 26419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 440 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Bu defa son yasal düzenlemeler çerçevesinde uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilebilmesi ve uygulamada yeknesaklığın sağlanması amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığınca 13.06.2007 tarih ve 2007/4 No’lu Tahsilat İç Genelgesi çıkarılmıştır.

Bu iç Genelgede 6183 sayılı Kanununun 21 nci maddesinde yapılan değişiklik sonucunda ortaya çıkan yeni durum örneklerle anlatılmaya çalışılmıştır.

I- AMME ALACAKLARINDA RÜÇHAN HAKKI

6183 sayılı yasanın 21 nci maddesinde amme alacaklarında rüçhan hakkı düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme uyarınca,  Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunmak zorundadır. Garamaten taksim alacak tutarları oranında satış bedelinin paylaştırılmasıdır. Ayrıca, rehinli alacaklıların hakları mahfuz olmakla birlikte, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan önce gelmektedir.

Diğer taraftan, 5479 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmü uygulanmayacaktır. Söz konusu uygulanmayacak olan madde hükmü aşağıdaki gibidir:

“..Rehinden önce ihtiyatî veya icrai haciz bulunması hâlinde âmme alacağı dahil hiçbir haciz rehinden önceki hacze iştirak edemez”. 

Bununla da, haczedilen mallar üzerinde rehin konulmuş olsa bile rehnin ilk sırada yer almaması halinde genel bütçeye dahil kamu alacakları, rehinli alacaklarla birlikte işlem görecektir. Dolayısıyla satış bedeli garamaten taksim edilecektir.

Örneğin, Amme borçlusu (T) adına kayıtlı gayrimenkul üzerindeki takyidatlar tatbik edildikleri tarih itibarıyla fer'i alacaklar dahil olmak üzere aşağıdaki gibidir. Ayrıca, borçlunun Bornova Belediyesine söz konusu gayrimenkul nedeniyle emlak vergisi ve gecikme zammından toplam 500,-YTL borcu olduğunu icra müdürlüğü tespit etmiştir.

Örnek 1- Amme borçlusu (S) adına kayıtlı gayrimenkul üzerindeki takyidatlar tatbik edildikleri tarih itibarıyla fer'i alacaklar dahil olmak üzere aşağıdaki gibidir.

1. Sıra: (B) şahsının haczi (400.000,-YTL)

2. Sıra: (C) şahsının haczi (200.000,-YTL)

3. Sıra: (Z) şahsının rehni (1.000.000,-YTL)

4. Sıra: Fatsa Vergi Dairesinin Kurumlar Vergisi için haczi (600.000,-YTL)

5. Sıra: (F) Belediyesinin Emlak Vergisi için haczi (200,-YTL)

Söz konusu gayrimenkul icra dairesince satılmış olup masraflar düşüldükten sonra alacaklılara dağıtılacak tutar 800.200,-YTL'dir.

Buna göre, gayrimenkulün satış bedelinden öncelikle, aynından doğan emlak vergisi için pay ayrılacak, vergi dairesinin kurumlar vergisi için tatbik ettiği haciz tutarı, birinci sırada yer alan hacze, satış bedelinden arta kalan tutar üzerinden garameten iştirak edecektir.

Bu durumda, 800.200,-YTL tutardan; 200,-YTL emlak vergisi ayrıldıktan sonra kalan 800.000,-YTL, birinci sırada yer alan (B) şahsının 400.000,-YTL alacağı ile vergi dairesinin alacağı olan 600.000,-YTL arasında garameten taksim edilecektir.

Satış bedelinden kalan tutar x Amme alacağı tutarı

Üçüncü şahsın haciz tutarı + Amme alacağı tutarı

formülü ile amme alacağına karşılık ayrılacak tutar tespit edilecektir.

Buna göre, 600.000,-YTL kurumlar vergisi için hacze iştirak nedeniyle alınacak tutar;

 

800.000 x 600.000  

= 480.000,-YTL olmalıdır.

400.000 + 600.000

 

Böylece, vergi dairesinin 600.000,-YTL tutarındaki kurumlar vergisi alacağı için, gayrimenkul satışından 480.000,-YTL pay ayrılması gerekmektedir. 

Bu örnekte, vergi dairesinin haczinden önce rehinli alacak bulunmakla birlikte, vergi dairesi haczinin, genel bütçe vergi gelirlerinden olan kurumlar vergisi için tatbik edilmiş olması nedeniyle, 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yapılan değişiklik uyarınca rehinden önceki hacze iştirak edebilmektedir.

Örnek 2: Amme borçlusu (T) adına kayıtlı gayrimenkul üzerindeki takyidatlar tatbik edildikleri tarih itibarıyla fer'i alacaklar dahil olmak üzere aşağıdaki gibidir. Ayrıca, borçlunun Bornova Belediyesine söz konusu gayrimenkul nedeniyle emlak vergisi ve gecikme zammından toplam 500,-YTL borcu olduğunu icra müdürlüğü tespit etmiştir.

1. Sıra: (A) Bankasının rehni (16.000,-YTL)

2. Sıra: (B) şahsının haczi (10.000,-YTL)

3. Sıra: (C) şahsının haczi (20.000,-YTL)

4. Sıra: Bornova Vergi Dairesinin Gelir Vergisi için haczi (40.000,-YTL)

Söz konusu gayrimenkul icra dairesince satılmış olup, masraflar düşüldükten sonra alacaklılara dağıtılacak tutar 46.500,-YTL'dır.

Satış bedelinden gayrimenkul aynından doğan 500,-YTL emlak vergisi ve gecikme zammı ayrıldıktan sonra kalan 46.000,-YTL; birinci sırada rehin alacaklısına 16.000,-YTL ayrıldıktan sonra arta kalan 30.000,-YTL ikinci sıra da yer alan haciz alacaklısı ile dördüncü sırada yer alan Bornova Vergi Dairesi arasında garameten paylaşılacaktır.

Bu itibarla,

40.000 x 30.000

 

= 24.000,-YTL

40.000 + 10.000

 

Bornova Vergi Dairesinin alacağına karşılık ayrılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, SSK alacakları genel bütçeye giren alacak olmadığından ve idari para cezası genel bütçe geliri olmakla birlikte, genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezası ve bunlara bağlı zam ve faiz alacaklarından olmadığından, bunlar için yukarıdaki gibi bir uygulama olmayıp, rehinli alacakların SSK’nın alacaklarına önceliği bulunmamakta, dolayısıyla bunlar haciz işlemlerinde sırasını eklemek zorundadır.

II- ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARDAN OLAN ALACAKLAR ÜZERİNE KONULAN HACİZ NEDENİYLE SORUMLULUK

6183 sayılı Kanunun 79 ncu maddesi uyarınca, hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılmaktadır.

Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilmektedir.

Öte yandan, haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunmaktadır.

 

 

Bu aşamada, 3 ncü şahısların sorumluluğunun miktarında problemle yaşanmaktaydı. Şöyle ki, üçüncü şahıslar bildirilen borçla birlikte bu borcun gecikme zammından sorumlu olup olmayacağı hususu açık değildi. Gelir İdaresi Başkanlığınca çıkarılan 2007/4 No’lu Tahsilat İç Genelgesinde, . “Amme borçlusu haline gelen üçüncü kişilerin sorumluluğu, haciz bildirisi ile bildirilen tutarla sınırlı olduğundan, haklarında yapılacak takipte ayrıca gecikme zammı talep edilmeyecektir.” Denilerek üçüncü şahısların sorumluluğu haciz bildirisinde yer alan tutarla sınırlandırılmıştır. Bundan böyle bu şekilde işlem yapılması gerekmektedir.

Saygılarımızla…