Sirküler No              :  2007 / 60

Konu                         : İş Akdi Haksız Sebeplerle Feshedilen İşçilere Mahkeme Kararı

                                      İle Yapılacak Ödemelerle İlgili  Danıştay Kararı  Hk.

 

          4857 Sayılı İş Kanunu’nun 21.maddesinde iş akdi haksız bir şekilde feshedilen işçilere ödenmesi gereken tazminat ve diğer ücret ödemeleri ile ilgili olarak ;

“ İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları  ödenir.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı,  yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. … ” denilmektedir.

Kanun maddesinden de açıkça görüleceği üzere iş akdi geçersiz bir sebeple feshedilen işçiye, açtığı davanın sonuçlanma sürecinde çalışmadığı günlerin ücreti olmak üzere azami dört aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerekmektedir. Söz konusu bu ödeme işçinin işe  başlaması veya başlamaması ile ilgili olmayıp çalıştırılmadığı sürede işçinin mağduriyetini gidermek amacıyla yapılan bir ödemedir. İlgili kanun maddesinde işçinin işe iade kararı verilmesine rağmen bir ay içinde işe başlatılmazsa dört ay ile sekiz ay arasında değişen bir tazminat ödenmesi söz konusu olacaktır.

İşçiye yapılan bu  ödemelerin vergi mevzuatı karşısındaki durumu ile ilgili olarak Danıştay 3.Daire Başkanlığı’nın 2006/3800 Esas-2007/415 No.lu Kararı  15.Haziran.2007 tarih ve 26553 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. İşverenin haksız sebeple iş akdine son verdiği işçiye yapılan ödemelerin vergi mevzuatı karşısındaki durumu kısaca aşağıda özetlenmiş ve bahsi geçen  Danıştay Kararı sirkülerimize ek yapılmıştır.

-                   4857 Sayılı  İş Kanunu’nun 21.maddesi uyarınca iş akdinin geçersiz nedenle  feshedilmesi  halinde işçinin çalışmayarak geçirdiği zamanda uğradığı zararın telafisine yönelik olarak  en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarına ilişkin ödemeler hizmet akdine istinaden sağlanan bir menfaat olma özelliği taşımaktadır.

-                   Feshin geçersizliğine dair mahkeme veya özel hakem kararının kesinleşmesine kadar işçiye çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları, işveren işçiyi işe başlatıp  başlatmamasına  bakılmaksızın  ödeneceğinden ücret olarak sayılacaktır.

-                   Bu sebeple SSK açısından ( 16-330 Ek.no.lu Genelge uyarınca) ve vergi hukuku açısından (G.V.K.61.Madde uyarınca) bu ödemeler ücret sayılarak gerekli prim ve vergi kesintisi yapılacaktır.

İşverenin haksız sebeple iş akdine son verdiği  işçi için , mahkemenin veya özel hakemin yapılan feshi geçersiz bulması, dolayısı ile işçinin işe iadesine karar vermesi durumunda işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İş güvencesi tazminatı olarak da adlandırabileceğimiz bu tazminat sözleşmenin sona erme ve işe başlatmama sebepleri göz önünde bulundurularak en az dört aylık en fazla sekiz aylık ücret tutarında olmak üzere mahkeme veya özel hakem tarafından takdir edilecektir.

-                   İşçiye yapılacak olan bu ödeme bir ücret değil tazminat niteliğindedir. Çünkü elde edilen gelirin ücret kapsamında değerlendirilebilmesi için hizmet karşılığı elde edilmesi gerekir. İşverenin işçiyi işe başlatmama kararı karşılığı ödenecek bu tutar ise hizmet karşılığı ödenen bir ücret değil, mahkeme kararı sonucu ödenen bir tazminattır. Dolayısı ile ücret sayılmaması ve gelir vergisine tabi tutulmaması gerekir.

-                   Ödenen tazminatın  SSK açısından durumunu irdelediğimizde ise, işe başlatılmayan sigortalının başlatılmama nedeniyle sigortalılık vasfının bulunmaması ve belirlenen tazminatın işçiyi koruma gayesiyle işverene verilen bir ceza olması niteliği ile SSK primine tabi tutulmamalıdır.

-                    

Danıştay Üçüncü Daire Başkanlığından:

Esas No : 2006/3800

Karar No : 2007/415

 Kanun Yararına Temyiz Eden : DANIŞTAY BAŞSAVCISI

Davacı                                               : Savaş ÇABUK

Vekili                                                 : Av. Savaş Barış PEKER-Çark Cad.53/7-SAKARYA

Karşı Taraf                                       : Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğü-SAKARYA

İstemin Özeti : Ankara 5. İş Mahkemesinin 3.10.2003 günlü ve K:2003/1641 sayılı kararıyla, Tarım Kredi Kooperatifleri Sakarya Bölge Birliği Müdürlüğünce 9.7.2003 tarihinde yapılan iş akti feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine; yasal sürede başvurmasına rağmen işverenin işe başlatmaması halinde dört aylık ücreti tutarında tazminatın ve kararın kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için de dört aylık tutarında ücret ve haklarının ödenmesine karar verilen davacının işe başlatılmaması nedeniyle tarafına ödenen dört aylık ücreti tutarında tazminat ile kararın kesinleşmesine kadar geçen süre için dört aya kadar doğan ücret ve hakları toplamı üzerinden tevkif edilerek muhtasar beyanname ile beyan edilip ödenen gelir vergisinin iadesi istemiyle vergi idaresine yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme ve yapılan tevkifata karşı açılan davada; işveren tarafından davacıya yapılan ödemenin mahkeme kararı üzerine ödenen bir tazminat olduğu ve Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesine göre ücret olarak değerlendirilmesi gereken tazminatlardan olmadığından vergilendirilemeyeceği gerekçesiyle tevkif edilerek ödenen verginin ret ve iadesine karar veren Sakarya Vergi Mahkemesinin 20.7.2005 gün ve E:2005/47, K:2005/179 sayılı kararını; iş mahkemesi kararında hükmedilen tazminat, işçiye çalışılmayan sürelerde ödenmeyen ücret niteliğinde olduğundan, üzerinden vergi tevkifatı yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bozan ve davayı reddeden Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 16.11.2005 gün ve E:2005/425, K:2005/641 sayılı kararına karşı yapılan karar düzeltme istemini; feshin geçersizliği ve işçinin işe iadesi yönünde verilen iş mahkemesi kararının kesinleşmesine kadar çalışılmayan süre için davacıya ödenen dört aylık ücreti ve diğer hakları üzerinden yapılan vergi tevkifatında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının işe başlatılmaması nedeniyle dört aylık ücreti tutarında ödenen tazminatın ise Gelir Vergisi Kanununun 25'inci maddesinde düzenlenen vergiden müstesna tutulan tazminatlardan olmadığından bu ödeme üzerinden vergi tevkifatı yapılmasının da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddeden Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 gün ve E:2006/124, K:2006/245 sayılı kararının; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerin ücret olarak tanımlandığı, ücretin, tazminat, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, pirim, ikramiye gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının ya da ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş olmasının mahiyetini değiştirmeyeceğinin ifade olunduğu, davacı hakkında, yargı kararıyla iş akti feshinin geçersizliğine ve işe başlatılmaması halinde yapılacak ödemelerle ilgili olarak kurulan hükümlerin dayanağının, 4857 sayılı İş Kanununun 20 ve 21'inci maddeleri olduğu, işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücreti ile diğer haklarını kapsayan ödeme, hizmet aktine dayalı ve hizmeti sürdürmesi gerektiği halde, aktin sebepsiz feshi üzerine işçinin alıkonulduğu hizmeti ile ilgili olarak yapılmış bir ödeme olduğundan Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesi hükmü kapsamında ücret niteliğini taşıdığının kabulü ile vergi tevkifatına tabi tutulmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak, yasal süre içinde başvurmasına rağmen işe başlatılmaması nedeniyle işverence davacıya dört aylık ücreti tutarında ödenen tazminat ise; işverenin yeterli sebep göstermeden iş aktine son vermesi önlenerek çalışanın işe başlatılmasını zorlamaya yönelik bir ödeme olduğundan ve Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesinde düzenlenen ücret tanımına girmeyen bu tazminatın vergilendirilmesi mümkün olmadığından bu ödeme üzerinden yapılan vergilendirme yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına bozulması istenmiştir.

 TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 gün ve E:2006/124, K:2006/245 sayılı kararı incelendikten ve Tetkik Hakimi Cennet Oksal'ın açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            Tarım Kredi Kooperatifleri Sakarya Bölge Birliği ile yaptığı iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilen davacının, feshin geçersizliği ve işe iadesini isteyerek açtığı davayı sonuçlandıran Ankara 5.İş Mahkemesinin 3.10.2003 tarihinde verdiği K:2003/1641 sayılı kararıyla; aktin feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiği; süresinde işe iadesini isteyen davacının bu istemi yerine getirilmeyerek işe başlatılmadığı; dört aya kadar olmak üzere kararın kesinleşmesine kadar olan sürede doğan ücret ve hakları dışında işe başlatılmaması nedeniyle dört aylık ücretinin de tazminen ve iş mahkemesi kararı gereğince davacıya ödenmesi sırasında bu ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapıldığında çekişme bulunmamaktadır.

            Yapılan bu tevkifata karşı açılan davayı inceleyen Sakarya Vergi Mahkemesince verilen 20.7.2005 gün ve K:2005/179 sayılı kararla davacıya yapılan ödemelerin iş mahkemesi kararına dayandığı ve Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesinde ücret olarak vergilendirilmesi gereken ödemelerden olmadığı gerekçesiyle tevkif edilen vergilerin davacıya ret ve iadesine karar verilmişse de bu kararı itiraz yoluyla inceleyen Sakarya Bölge İdare Mahkemesince verilen 31.3.2006 günlü ve E:2006/124, K:2006/245 sayılı kararla, kesilen vergilerin davacıya ret ve iadesine ilişkin hükmün bozulduğu ve 2577 sayılı Yasanın 45'inci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

            Kanun yararına bozma istemi; iş mahkemesi kararı gereğince işveren tarafından davacının işe başlatılmaması nedeniyle ödenen tazminattan vergi kesintisi yapılmasında hukuka aykırılık görülmeyerek verilen davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasına ilişkindir.

            Sözleşmenin feshinin geçersizliğine ve çalışanın işe iadesine karar verilmesi üzerine bu istemle başvurulmasına karşın işe başlatmayan işveren aleyhine hükmolunan tazminatın ödenmesi, iş sözleşmesinin tarafları arasındaki çalışma ilişkisinin sona ermesi sonucunu yaratmaktadır.

            Gelir Vergisi Kanununun 61'inci maddesinde ücret ve ücret sayılan ödemelerin ortak özelliği, bu ödemelerin çalışanın işverene bağlılığı ve hizmet karşılığı sağlanan ve para ile temsil edilen yahut edilebilen ödemeler olmasıdır.

            Çalışanı işe iade etmeyerek çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından yargı kararında öngörüldüğü için ödenen tazminat, ücret sayılan ödemelerin ortak özelliklerini taşımadığından, bu ödemelerden Gelir Vergisi Kanununun 61'inci ve 94'üncü maddesinin birinci fıkrasına bağlı (1) işaretli bent uyarınca vergi kesintisi yapılmasına olanak bulunmamaktadır.

            Yargı kararıyla işe iadesine karar verilen davacıya, başvurusuna rağmen işe başlatılmayarak işsiz bırakılması nedeniyle işverence yapılan bu ödeme; Gelir Vergisi Kanununun 25'inci maddesinin birinci fıkrasına bağlı (1) işaretli bentte vergiden müstesna tutulan işsizlik sebebiyle verilen tazminat niteliğinde olduğu halde, 25'inci maddede sadece çalışanlara ödenen kıdem tazminatının 24 aylığı aşmayan kısmının vergiden müstesna tutulduğuna dayanılarak verilen hükmün bozulması gerekmiştir.

            Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kabulü ile Sakarya Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 gün ve E:2006/124, K:2006/245 sayılı kararının, davacıya, işe başlatılmaması sebebiyle dört aylık ücreti tutarında ödenen tazminatın tevkifata tabi tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine dayanan davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının; 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 15.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.