Sirküler No              :  2007 / 49

Konu                          :  5615 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik

                                      Yapılmasına Dair Kanun Hk.

 

Bilindiği üzere “ 5615 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun “ 4 Nisan 2007 tarih ve 26483 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Bu Kanun ile Gelir Vergisi, Katma Değer Vergisi, Damga Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Gider Vergisi ve Harçlar Kanununda değişiklikler yapılmış olup, yapılan bu değişiklikler ana hatları itibariyle aşağıdaki açıklanmıştır:

 

GELİR VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) Ücretlilerde Uygulanan Ücretlerde Vergi İndirimi 01.01.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Yürürlükten Kaldırılmıştır.

2004 yılından beri uygulanmakta olan ve GVK’nun mükerrer 121’nci maddesinde düzenlenen ücretlilerde vergi indirimi kaldırılmıştır. Bu değişikliğe paralel olarak 5615 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici 2’inci madde eklenerek, 2006 yılına ilişkin olarak ücretlilerin ödeyecekleri gelir vergisinden mahsup edilecek indirimler kaldırılan madde hükmüne göre sonuçlandırılacaktır.

GEÇİCİ MADDE 2 – Ücretlilerin 2006 yılına ilişkin olarak 2007 yılında ödeyecekleri gelir vergisinden mahsup edilecek vergi indirimiyle ilgili işlemler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan mükerrer 121 inci maddesi hükümlerine göre sonuçlandırılır.

b) 01.01.2008 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Asgari Geçim İndirimi Müessesesi Getirilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mülga 32’inci maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenerek asgari geçim indirimi müessesesi getirilmiştir.

"Asgarî geçim indirimi

MADDE 32 – Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır.

Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.

İndirimin uygulamasında "çocuk" tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, "eş" tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.

İndirim tutarının tespitinde mükellefin, gelirin elde edildiği tarihteki medenî hali ve aile durumu esas alınır. İndirim, yukarıdaki oranlara göre hesaplanan tutarları aşmamak kaydıyla, ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınır.

Bakanlar Kurulu, indirim konusu yapılacak toplam tutarın asgarî ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartıyla ikinci fıkrada belirtilen asgarî geçim indirimi oranlarını artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye yetkilidir.

Asgarî geçim indiriminin uygulama dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir."

Asgari geçim indirimi sadece gerçek usulde ücret geliri elde edenlere uygulanacak olup, bu maddeye göre hesaplanan asgari geçim indirimi, ücret geliri elde den kişinin vergisinden mahsup edilecektir.

       Asgarî geçim indirimi,  ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarı üzerinden hesaplanacaktır.

       Asgari geçim indirimi, mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5’i olarak hesaplanacaktır. Çocuk sayısında herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.

       İndirimin uygulamasında "çocuk" tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, "eş" tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade etmektedir.

 

       İndirim tutarının tespitinde mükellefin, gelirin elde edildiği tarihteki medenî hali ve aile durumu esas alınacaktır.

       İndirim, eşlerin her ikisinin de gerçek usulde ücret geliri elde etmesi halinde, yukarıdaki oranlara göre hesaplanan tutarları aşmamak kaydıyla, ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanacaktır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınacaktır. 

        Bakanlar Kurulu, indirim konusu yapılacak toplam tutarın asgarî ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartıyla ikinci fıkrada belirtilen asgarî geçim indirimi oranlarını artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye yetkilidir.

Diğer taraftan, asgari geçim indiriminin uygulama usul ve esasları Maliye Bakanlığı’nca belirlenecektir.

Asgari geçim indirimi olarak belirlenen tutar matrahtan değil, hesaplanan vergiden mahsup edilmektedir. Dolayısıyla ücretin net olarak belirlendiğinde asgari geçim indiriminin nasıl uygulanacağı yasa da belirlenmemiştir. Buna ilişkin düzenleme ya yasa ile ya da Maliye Bakanlığı’nca yapılması beklenilmektedir.

c) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Esnaf Muaflığında Değişiklik Yapılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun esnaf muaflığının düzenlendiği 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi ile mülga ikinci fıkrasından sonra gelen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"6. Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir."

"Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usûlde Gelir Vergisine tâbi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar."

Yapılan bu düzenleme esnaf muaflığının kapsamı genişletilerek, evlerde kullanılan dikiş,  nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri aletler kullanılarak ve muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla evlerde yapılan ve yukarıda sayılan malların üretilip, pazar takibi olmaksızın ve işyeri açmaksızın satılması şartıyla yapılan faaliyetlerden elde edilen ticari kazanç gelir vergisinden muaf tutulmuştur.

d)  01.01.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere GVK’ nun 41 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun 41 inci maddesinin birinci fıkrasına (4) numaralı bentten sonra gelmek üzere aşağıdaki (5) numaralı bent eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

"5. Bu fıkranın 1 ilâ 4 numaralı bentlerinde yazılı olan işlemler hariç olmak üzere, teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır.

Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır.

Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü uygulanır."

GVK’nun 41’nci maddesinde ticari kazancın tespitinde, indirimi kabul edilmeyen giderler düzenlenmiştir. 5615 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile ticari kazanç elde eden gelir vergisi mükellefleri açısından da kurumlar vergisi kanununa paralel örtülü kazanç dağıtımı kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır.

Bu düzenlemeye göre;

       Teşebbüs sahibinin (ferdi işletmelerde gerçek kişi, kolektif şirket ortakları ve komandit şirketlerde komandite ortaklar teşebbüs sahibi sayılmaktadır.) ilişkili kişilerle;

       Emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden

       Mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması

halinde,  emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılacak ve söz konusu ilgili dönem öz sermaye farkına eklenecektir.

İlişkili kişiler de yasada aşağıdaki belirlenmiştir.

       Teşebbüs sahibinin eşi,

       Teşebbüs sahibinin üstsoy ve altsoyu,

       Teşebbüs sahibinin üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları ile

       Teşebbüs sahibinin doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler.

Aşağıdaki işlemler mal ve hizmet alımı olarak ;

       İmalat ve inşaat,

       Kiralama ve kiraya verme,

       Ödünç para alınması veya verilmesi,

       Ücret,

       İkramiye

       Ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler,

her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilecektir.

Öte yandan, yukarıdaki düzenlemede sadece ilişkili kişilerle yapılan işlemler gider olarak kabul edilmemektedir. GVK’nun 41/1-4 maddelerinde yer alan işlemler dışında teşebbüs sahibinin işletmeden aldığı paralar, kurumlar vergisinde mükelleflerinde olduğu gibi örtülü kazanç olarak değerlendirilmeyecektir.

Diğer taraftan, iletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilecektir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü uygulanacaktır.

e) 01.01.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere GVK’nun 75’inci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendine, birinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

"5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7’nci maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde; Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az % 50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kazançları dağıtılsın veya dağıtılmasın, iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren yıl itibarıyla dağıtılan kâr payı sayılır. Türkiye’de vergilendirilmiş kazancın iştirak tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kâr paylarının vergilendirilmiş kısmı bu tutardan indirilir."

Yapılan bu düzenlemede 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7’nci maddesinde yer alan “kontrol edilen yabancı kurum kazancı” ile paralellik taşımaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununun 7’nci maddesi uyarınca kontrol edilen yabancı kurumlardan gelir elde eden gerçek kişilerin elde ettiği gelir menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecektir. Bilindiği üzere menkul sermaye iratlarında gelirin elde edilmesi hukuki tasarruf/tahsil esasına bağlanmasına rağmen kontrol edilen yabancı kurumlardan elde edilen menkul sermaye iratlarında karın dağıtılıp dağıtılmaması önem arz etmemektedir. Dolayısıyla bu nitelikteki menkul sermaye iratlarında bir şekilde tahakkuk esası kabul edilmiş olmaktadır.

Diğer taraftan GVK’nun 123’üncü maddesine 01.01.2007 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Kontrol edilen yabancı kurumlara ilişkin hükümlerin uygulandığı durumlarda, yurt dışı iştirakin toplam vergi yükünün hesabında esas alınan vergiler, ödenmiş olmaları şartıyla, Türkiye’de vergilendirilecek kontrol edilen yabancı kurum kârları üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilir."

Bu düzenlemede aynen 5520 sayılı KVK’nunda yer almakta olup Kontrol edilen yabancı kurumlara ilişkin hükümlerin uygulandığı durumlarda, yurt dışı iştirakin ödemiş olduğu vergiler belirli şartlarda Türkiye’de ödenecek gelir vergisinden mahsup edilebilecektir.

f) 01.01.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere GVK’nun Mükerrer 80 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan "dört yıl içinde" ibaresi "beş yıl içinde" olarak değiştirilmiştir.  Söz konusu bentte; ivazsız olarak iktisap edilen ve ticari işletmeye dahil olanlar hariç olmak üzere GVK’nın 70’nci maddesinin birinci fıkrasında yazılı aşağıdaki malların ve hakların iktisap tarihinden itibaren dört yıl içinde elden çıkarılması halinde (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılmaktadır.) elde edilen kazanç değer artışı olarak vergiye tabi olmaktaydı.

       Arazi, bina (Döşeli olarak kiraya verilenlerde döşeme için alınan kira bedelleri dahildir), maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı;

       Voli mahalleri ve dalyanlar;

       Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar;

       Gemi ve gemi payları (Motorlu olup olmadıklarına ve tonilatolarına bakılmaz) ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları;

 

5615 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile dört yıllık 5 yıla çıkarılmaktadır. Ancak, 5 yıllık süre, 5615 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile GVK’nuna eklenen Geçici 71’inci madde uyarınca 01/01/2007 tarihinden itibaren, iktisap edilmiş olan mal (gerçek usûlde vergilendirilen çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde uygulanacaktır. Bir başka deyişle 01.01.2007 tarihinden önce iktisap edilen mal ve hakların vergilendirilmesinde dört yıllık süre dikkate alınacaktır.

g) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere GVK’nun 94 üncü Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun 94 üncü maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Vergilendirme rejiminin, Türk vergi sisteminin sahip olduğu vergilendirme kapasitesi ile en az aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişiminde bulunup bulunmadığı hususu da göz önünde bulundurulmak suretiyle, Bakanlar Kurulunca ilan edilecek ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunanlara (Türkiye’de yerleşik olanların bu ülkelerde bulunan işyerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılanın mükellef olup olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılır. Emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hisseleri için yapılan ödemeler, emsaline uygun fiyatlarla, deniz ve hava ulaştırma araçlarının kiralanması için yapılan ödemeler ile yapılan işin tamamlanabilmesi bakımından zorunluluk arz eden geçiş ücreti, liman ücreti gibi ödemeler üzerinden yapılacak kesinti oranını; her bir ödeme türü, faaliyet konusu ya da sektör itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yurt dışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin anapara, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden bu fıkra uyarınca vergi kesintisi yapılmaz.”

5615 sayılı Kanunla yapılan bu düzenleme ile 5520 sayılı KVK’nun  30/7 nci maddesinde yer alan zarar verici vergi rekabeti uygulayan ülkelerde yer alan kişi ve kurumlara yapılan ödemeler üzerinden uygulanan vergi tevkifatına paralel olarak  GVK’nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişilerin de % 30 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Bugüne kadar Bakanlar Kurulu’nca ülkeler ilan edilmediğinden bu tevkifat yapılamamaktadır.

h) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere GVK’nun 99 uncu Maddesi Değiştirilmiştir.

GVK’nun 99 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 99 – Muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye ve tevkifat konuları itibarıyla ayrı ayrı beyanname verme mecburiyeti getirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Eski düzenlemede,  gelir vergisi muhtasar beyannamede yer alması gereken hususlar GVK’nun 99’uncu maddesinde tek tek sayılmış iken yeni düzenleme ile bu ayrıntıların belirlenmesi konusunda yetki Maliye Bakanlığı’na bırakılmıştır. Önümüzdeki günlerde Maliye Bakanlığı’nca bu konuda düzenlemeler yapılabilecektir.

I) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Beyanname Verme Sürelerinde Değişiklik Yapılmıştır.

5615 sayılı Kanununun 10 uncu maddesi ile 04.04.2007 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki beyanname verme süreleri değiştirilmiştir.

İlgili Beyanname

Beyanname Verme Süreleri

Muhtasar Beyanname (Aylık)

Vergilendirme Dönemini İzleyen Ayın 23’üncü günü akşamına kadar

Muhtasar Beyanname (Üç Aylık)

Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının 23’üncü günü akşamına kadar

Geçici Vergi Beyannamesi

Geçici verginin beyan süresini üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 14’üncü günü akşamına kadar

Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi (Sadece Basit Usulde Kazanç Beyan Edenler)

Her Yıl 1-25 Şubat

Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi (Tüm Kazanç ve İratlar)

Her Yıl 1-25 Mart

GVK’nın Geçici 67 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Bankalar ve Aracı Kurumların verecekleri tevkifat beyannameleri  "

Vergilendirme Dönemini izleyen ayın 23’üncü günü akşamına kadar

Katma Değer Vergisi Beyannamesi

Mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar Katma Değer Vergisi beyannamelerini, vergilendirme dönemini takip eden ayın 24’üncü günü akşamına kadar

 

5615 sayılı Kanun ile yukarıdaki beyannamelerin verilme süresi değiştirilmiş olup, bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

KATMA VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Katma Değer Vergisi Kanununun 13/c Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

KDVK’nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"c) Altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme, rafinaj ve Türk Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama faaliyetlerine ilişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan teslim ve hizmetler ile aynı Kanun hükümlerine göre boru hattıyla taşımacılık yapanlara bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler,"

Yapılan değişiklik ile Türk Petrol Kanunu hükümlerine göre boru hattıyla taşımacılık yapanlara bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler de katma değer vergisi istisnası kapsamına alınmıştır.

b) 01.05.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Katma Değer Vergisi Kanununun 17/2-b Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

KDVK’nun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan "Üniversite ve yüksekokullar ile 8.6.1965 tarihli ve 625 sayılı Kanun hükümlerine tâbi özel okullar tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10 unu" ibaresi "8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Kanun hükümlerine tâbi özel okullar tarafından ilgili dönemdeki kapasitelerinin % 10’unu, üniversite ve yüksekokullarda ise % 50’sini" şeklinde;

Yapılan bu değişiklikle, eskiden olduğu gibi özel okullar kapasitelerinin %10’nu geçememek üzere bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri katma değer vergisinden istisna edilirken,  üniversite ve yüksekokullarda ise bu oran  % 50’ye çıkarılmıştır.

c) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-o Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

KDK’nun (4) numaralı fıkrasının (o) bendinde yer alan "işlemlerine konu mallar" ibaresinin "işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar" şeklinde; değiştirilmiştir.

Bilindiği üzere, KDVK’nun 17/4-o maddesinde Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda; ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri ile vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması katma değer vergisinde istisna edilmiştir. Yapılan değişiklikle bu madde kapsamına  Gümrük Kanunu uyarınca transit rejim kapsamına giren  mallar için maddede yer alan hizmetlerin verilmesi de katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

d) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-r Maddesi Değiştirilmiştir.

KDVK’nun 17/4-r bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"r) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerin satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık gayrimenkul ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları gayrimenkul ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır.

İstisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır."

Yapılan değişiklikler belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde en aza iki tam yıl kalan gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışı (müzayede mahallinde satılan dahil) katma değer vergisinden, istisna edilmiştir.

e) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Katma Değer Vergisi Kanununun 29/2 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

KDVK’nun 29 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki "işletmelerden" ibaresi ise "işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden" şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu maddede indirimli orana tabi işlemlerden doğan ve indirimler giderilemeyen vergilerin hangi borçlara mahsup edileceği düzenlenmiştir. Yapılan değişiklikle bu kapsamda dönem içinde indirimle giderilemeyen katma değer vergileri, organize sanayi bölgelerinden temin edilen mal ve hizmet borçlarına da mahsup edilebilecektir.

 

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Özel Tüketim Vergisi Kanununa Ekli II Sayılı Listede Değişiklik Yapılmıştır.

Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan "- Diğerleri" ibaresinden önce, vergi oranı % 10 olmak üzere "- Motor silindir hacmi 3200 cm3’ü geçmeyen sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanlar" ibaresi eklenmiştir. Yapılan bu düzenleme ile geçen yıldan beri Gelir İdaresinin uygulaması nedeniyle ortaya çıkan problem giderilmeye çalışılmıştır. Bilindiği üzere ülkemizde camlı van tipi olarak satılan araçlar satış esnasında ÖTVK’na ekli II sayılı listenin 87.04 pozisyonunda değerlendirilmekte iken, Gelir İdaresi bunların tamamen yolcu taşınabilir hale getirilmesi ve sürücü  dahil 9 kişiden az oturma yeri bulunması halinde, bu işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren 87.02 pozisyonuna göre binek otomobil sınıfına girmesi gerektiğini kabul etmekte ve buna göre de tarhiyat yapmaktaydı. 5615 sayılı Kanunla ÖTVK’nın binek otomobil dışında kalan ve sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olan araçlar % 10 oranında vergiye tabi olacaktır. 9-15 kişilik oturma yeri olan araçlar ise 197 sayılı MTVK’nın 2/4 maddesi uyarınca minübüs olarak kabul edildiğinden,  minübüsler ÖTVK’nına ekli II sayılı Listenin, 87.02 pozisyonunda yer alan % 9 oranı üzerinden vergilendirileceklerdir.

b) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Özel Tüketim Vergisi Kanununa Ekli III Sayılı Listenin (B) Cetvelinde Değişiklik Yapılmıştır.

Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listenin (B) cetvelinin "Asgari Maktu Vergi Tutarı" sütununda yer alan "0,0600" tutarları "0,0700" olarak değiştirilmiştir. Bilindiği üzere ÖTVK’nına ekli III sayılı Listelerde yer alan malların vergilendirilmesinde hem maktu hem de nispi oran uygulanmaktadır. Yapılan değişiklikle, III sayılı Listenin (B) Cetvelinde yer alan sigara ve tütün mamulleri üzerinden alınan maktu vergi tutarı 0,06 YTL’den 0,07 ’YTL’ye çıkarılmıştır.

 

DAMGA VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Özel Damga Vergisi Kanununa Ekli I Sayılı Listede Değişiklik Yapılmıştır.

DVK’na ekli (1) sayılı tablonun "I. Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (A) fıkrasına aşağıdaki (6) numaralı bent eklenmiştir.

"6. İkinci el araç satış sözleşmeleri (Binde 1,5)"

Damga Vergisi Kanuna ekli (I) sayılı Taloda vergiye tabi kağıtlar ve bu kağıtlara ilişkin vergi oranı ya da tutarı yer almaktadır. Yapılan değişiklikle ikinci el araç satış sözleşmelerinde damga vergisi oranı ayrıca binde 15 olarak belirlenmiştir. Eski düzenlemede bu oran binse 7,5 uygulanmaktaydı.

b) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Özel Damga Vergisi Kanununa Ekli II Sayılı Listede Değişiklik Yapılmıştır.

DVK’na ekli (2) sayılı tablonun "III-İşçiler, çiftçiler ve göçmenlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümüne aşağıdaki (9) numaralı fıkra eklenmiştir.

"9. 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu uyarınca düzenlenen menşe şahadetnameleri."

Damga Vergisi Kanuna ekli (II) sayılı Taloda damga vergisinden istisna olan kağıtlar yer almaktadır. Söz konusu tablonun III’üncü bölümünde de İşçiler, çiftçiler ve göçmenlerle ilgili kağıtlardan damga vergisinde istisna olanlar belirlenmiştir. 5615 sayılı Kanunla bu bölüme eklenen fıkra ile 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu uyarınca düzenlenen menşe şahadetnameleri de damga vergisinden istisna edilmiştir.

 

HARÇLAR KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Harçlar Kanununun 123 üncü Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

HK’nın 123 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına "nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile" ibaresinden sonra gelmek üzere "Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil)" ibaresi eklenmiştir.

Harçlar Kanununun 123 üncü maddesi uyarınca özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmamaktadır. Yapılan değişiklikle, "Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerince  (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil)" kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler de harca tabi tutulmayacaktır.

b) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Harçlar Kanununa Ekli IV Sayılı Tarifede Değişiklik Yapılmıştır.

HK’na ekli (4) sayılı tarifenin "I- Tapu İşlemleri" bölümünün (20) numaralı fıkrasının (d) bendindeki parantez içi hüküm "(Bu bedel, üzerinde hak tesis edilen gayrimenkulün emlak vergisi değerinin yarısından az, iki katından çok olamaz)" şeklinde değiştirilmiş,

Harçlar Kanununun (4) Sayılı Tarifesinde Tapu ve Kadastro İşlemlerinden Alınacak Harçlar düzenlenmiştir. Bu tarifenin 20/d bendinde,  “Gayrimenkul hükmündeki daimi ve müstakil hakların tesis ve devri için ödenen bedel üzerinden (Bu bedel, bunların ayrı kayıtlı değerleri mevcut ise bu değerden, mevcut değilse üzerlerinde bu hakların tesis edildiği gayrimenkullerin emlak vergisi değerinin yarısından aşağı olamaz) devir alan için” binde 15 oranında harç alınmaktadır. Bu bentte 4842 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte, harcı matrahının tespitinde tesis ve devir için ödenen bedel üzerinden alınmakta bu bedel mevcut değil ise üzerlerinde bu hakların tesis edildiği gayrimenkullerin emlak vergisi değerinin yarısından aşağı olamamaktaydı. 5615 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, harcın matrahının tespitinde bedel devir bedeli olmakla birlikte bu bedel üzerinde hak tesis edilen gayrimenkulün;

       Emlak vergisi değerinin yarısından az

       Emlak vergisi değerinin iki katından

çok olamayacaktır. Dolayısıyla üzerinden harç alınacak bedelin asgari ve azami tutarları belirlenmiş olmaktadır.

c) 01.01.2008 Tarihinden Geçerli Olmak Harçlar Kanununa Ekli VIII Sayılı Tarifede Değişiklik Yapılmıştır.

HK’nun (8) sayılı tarifenin "XI- Finansal Faaliyet Harçları" başlıklı bölümünün (7) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan tutarlar aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir.

"a)Yetkili müesseseler (döviz büfeleri) kuruluş izin belgeleri (her yıl için) (11.220.-YTL)

b) Yetkili müesseselerin (döviz büfeleri) açacakları şubeler için düzenlenen belgeler (5.610.-YTL)"

Ülkemizde faaliyette bunan döviz büfeleri her yıl finansal faaliyet harcı ödemektedir. 5615 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle döviz büfelerinin ödemesi gereken yılık finansal faaliyet harcı ile açacakları şubeler için alınan harçlar 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren sırasıyla,  20.815, 90 YTL’den 11.220 YTL’ye, 10.407,90 YTL’den 5.610 YTL’ye indirilmiştir.

GİDER VERGİLERİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Harçlar Kanununun 29 uncu Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine "ikramiyeleri" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile Merkez Bankasınca ihraç edilen likidite senetlerinden elde edilen faiz gelirleri," ibaresi eklenmiştir.

GVK’nun 29’uncu maddesinde gider vergisinden istisna olan işlemler düzenlenmiştir.  5615 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile Merkez Bankasınca ihraç edilen likidite senetlerinden elde edilen faiz gelirleri, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna edilmiştir.

b) 01.05.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Harçlar Kanununun 31 inci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun31 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiş;

"Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir."

"Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir."

GVK’nun 31 inci maddesinde sigorta şirketlerinin vergi dönemi içinde iptal ettikleri sigorta muamelelerine ait meblağları o dönemin vergi matrahından indirilebilmesine izin verilmiştir. 5615 sayılı Kanunla bu maddede yapılan değişiklikle iptal edilen sigorta poliçeleri nedeniyle hesaplanan ve beyan edilen BSM tutarlarından, iptalin gerçekleştiği tarihten sonraki döneme ait olan  BSMV tutarları, indirilebilecektir.  İptalin gerçekleştiği vergilendirme dönemine ait olan BSMV tutarları indirilemeyecektir. Ayrıca, iptalin gerçekleştiği dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilecektir. Bir nevi katma değer vergisinde olduğu gibi bu nitelikteki BSMV’lerin indirim imkanı sürekli hale getirilmiştir.

c) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Harçlar Kanununun 33 üncü Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

GVK’nun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "bankalar arası kambiyo muamelelerinde" ibaresi "kambiyo muamelelerinde" şeklinde değiştirilmiştir.

GVK’nun 33 üncü maddesinde BSMV’nin oranı düzenlenmiştir. Bu maddenin ikinci fıkrasında da Bakanlar Kurulu’na, bu maddede belirtilen vergi oranını bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1'e, bankalar arası kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etme yetkisi verilmiştir. 5615 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile Bakanlar Kurulu sadece bankalararası muamelelerle sınırlı olarak değil tüm kambiyo muameleleri için BSMV oranını sıfıra kadar indirebilecek veya kanuni oranları aşmayacak şekilde yeniden belirleyebilecektir.

VERGİ USUL KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

a) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Vergi Usul Kanununa Mükerrer 28 inci Madde Eklenmiştir.

VUK’na  28 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Beyanname verme ve ödeme sürelerinde yetki

MÜKERRER MADDE 28 – Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, beyannamelerin verilme ve ödeme sürelerinin son gününü, kanunî süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkilidir."

5615 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile VUK’nın 17 inci maddesindeki mühlet istemi dışında  Gelir İdaresi Başkanlığı’na hiçbir sebep ve neden olmaksızın;

       Beyannamelerin verilme sürelerinin son gününü,

       Beyannamelerin ödeme sürelerinin son gününü,

kanunî süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkili kılınmıştır. Bu kapsamda Gelir İdaresi Başkanlığı tüm mükellefler için beyanname verme süreleri ile bu beyanlar üzerinden tarh ve tahakkuk eden vergilerin ödeme süresini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirleyebilecektir.

b) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Vergi Usul Kanununun 120 inci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

VUK’nın 120 nci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı vergi dairesinin görev ve yetkilerini haiz olarak faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında düzeltme yetkisi vergi dairesi başkanına ait olup, başkan bu yetkisini ilgili grup müdürlerine ve/veya müdürlere devredebilir."

Yapılan değişiklikle vergi dairesi başkanlığı kurulan yerlerde düzeltme yetkisi vergi daire başkanına bırakılmaktadır. Ancak vergi dairesi başkanı bu yetkisini ilgili grup müdürü veya müdürlere devredebilecektir.

c) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Vergi Usul Kanununun 353 üncü Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

VUK’nın 353 üncü maddesinin (3) numaralı bendinin ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş;

"Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, söz konusu tespiti vergi incelemesine yetkili olmayanlara da yaptırmaya yetkilidir."

Söz konusu maddede nihai tüketicilerin belge almadıkları nın tespitinin ancak ve ancak vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından tespit edilmesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilebilmekteydi. Yapılan değişiklikle Gelir İdaresi’ne verilen yetki uyarınca, Gelir İdaresi Başkanlığı bu tespitleri uygun göreceği görevlilere de yaptırabilecektir.

d) 04.04.2007 Tarihinden Geçerli Olmak Vergi Usul Kanununun 377 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmıştır.

VUK’nun 367 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "defterdarlığın veya gelirler bölge müdürlüğünün" ibaresi "vergi dairesi başkanlığının veya defterdarlığın" şeklinde, 377 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Vergi dairesi başkanlıkları ile vergi daireleri, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenen tutarları aşan davalarda Gelir İdaresi Başkanlığının (İl özel idareleri ile belediyeler, valilerin) muvafakatını almadan vergi mahkemesi kararları aleyhine temyiz yoluna gidemezler.

Gelir İdaresi Başkanlığı, tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla, muvafakat verme yetkisini vergi dairesi müdürlüklerinin taraf bulunduğu davalar için vergi dairesi başkanlıklarına ve/veya defterdarlıklara devredebilir."

Yapılan değişiklik sonucunda, merkez denetim elamanı dışında kalan vergi incelemesine yetkili olanlarca VUK’nun 359 uncu maddesinde yer alan kaçakçılık fiillerinin işlendiğinin tespit edilmesi halinde bunlara ilişkin raporlar, Vergi dairesi Başkanlığı kurulan yerlerde Başkanın, diğer yerler de ise Defterdarın mütalaası ile Cumhuriyet Svcılıklarına gönderilecektir.

Diğer taraftan, Gelir İdaresinin taraf  olduğu vergi ile ilgili uyuşmazlıklarda temyiz yoluna gidilip gidilmeyeceği konusundaki izin verme yetkisi de Maliye Bakanlığı’ndan alınarak  Gelir İdaresi Başkanlığı’na verilmiştir.  Ancak,  Gelir İdaresi Başkanlığı, tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla, muvafakat verme yetkisini vergi dairesi müdürlüklerinin taraf bulunduğu davalar için vergi dairesi başkanlıklarına ve/veya defterdarlıklara devredebilecektir.

04.04.2007 TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE AMME ALACAKLARININ TAHSİL USUL HAKINDA KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "vergi dairesi müdürünün yazılı isteği üzerine defterdar," ibaresi "vergi dairesi müdürünün (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün ve/veya müdürün) yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı," şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan "müdürü" ibaresinden sonra gelmek üzere fıkraya "(5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür)" ibaresi eklenmiş, 90 ıncı maddesinde yer alan "gayrimenkulün bulunduğu yer tapu sicil muhafızından teşekkül eder." ibaresi "gayrimenkulün bulunduğu yer tapu sicil muhafızı veya tevkil edeceği zattan teşekkül eder." şeklinde değiştirilmiştir.

Yapılan değişikliklerle, vergi dairesi başkanlığı kurulan yerlerde ihtiyati tahakkuk kararını vergi dairesi başkanı verecektir. Bir diğer değişiklikte, 6183 sayılı yasaya göre haczedilen gayrimenkullerin satışında oluşan satış komisyonuna gayrimenkulün bulunduğu yer tapu sicil muhafızının katılım zorunluluğu kaldırılarak bu komisyona tapu sicil muhafızı veya tevkil edeceği zat katılabilecektir.

01.05.2007 TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE 5084 SAYILI KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

29.01.2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun;

A) 3 üncü ve 4 üncü maddelerinin birinci fıkralarının (a) bentlerinde geçen "otuz" ibareleri "on" olarak, (b) bentleri ise "1.4.2005 tarihinden önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden asgarî on işçi çalıştıranların iş yerlerinde fiilen çalışan işçilerin," şeklinde,

B) 5 inci maddesi "Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen illerde en az on kişilik istihdam öngören yatırımlara girişen gerçek veya tüzel kişiler lehine; Hazineye, özel bütçeli kuruluşlara, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsaların üzerinde kırkdokuz yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Bu taşınmazlar üzerindeki kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da bu kapsamda değerlendirilir. Ancak, talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülkî sınırları içinde organize sanayi veya endüstri bölgesi bulunması halinde, bu bölgelerde yer alabilecek yatırımlar için tahsis edilecek boş parsel bulunmaması şartı aranır.

31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa tâbi alanlar hariç olmak üzere, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle irtifak hakkı tesis edilemeyen taşınmazlar üzerinde ise kırkdokuz yıl süreli bedelsiz kullanma izni verilebilir. Bu Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendi kapsamı dışında kalan kalkınmada öncelikli yörelerdeki diğer illerde (Gökçeada, Bozcaada hariç) bedelsiz yatırım yeri tahsisine ilişkin olarak, 5 inci maddenin 31.12.2006 tarihinde yürürlükte olan hükümleri uygulanır.

İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlardan imar planı bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak verilen ön izin süresi içinde yapılır.

İstihdam edilecek işçi sayısına, yatırım konusu işletmenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren beş yıl süreyle uyulması zorunludur.

Yatırımcı tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin tamamlanmadığının veya taşınmazın üzerine yatırıma başlama tarihinden itibaren bir yıl içinde herhangi bir yatırım yapılmadığının ya da işletmeye geçtikten sonra faaliyetin sona erdirildiğinin tespiti, irtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmesinin ağır şekilde ihlali sayılır ve bu durumda herhangi bir yargı kararı aranmaksızın irtifak hakkı veya kullanma izni iptal edilerek taşınmaz üzerindeki muhdesat, zemin maliki idareye intikal eder. Bu durumda ilgili idarenin talebi üzerine irtifak hakkı tapu idarelerince re’sen terkin edilir ve taşınmazın carî yıl proje maliyet bedelinin yüzde biri oranında tazminat alınır.

Yatırımcı tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin gerçekleştirilmesine rağmen yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen istihdam sayısına yüzde onu aşan oranda uyulmaması halinde ise bedelsiz olarak tesis edilmiş irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, bedelliye dönüştürülür. Bu durumda yıllık irtifak hakkı veya kullanma izni bedeli, yatırımın carî yıl proje maliyet bedelinin binde beşidir.

Bedelsiz irtifak hakkı veya kullanma iznine konu taşınmazların üzerinde gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarı, bu taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerinin üç katından az olamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir." şeklinde,

C) 6 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları birleştirilerek, "31.12.2008 tarihine kadar uygulanmak üzere 2 nci maddenin (a) bendi kapsamındaki illerde, 1.4.2005 tarihinden itibaren faaliyete geçen ve asgarî on işçi çalıştıran işletmeler ile 1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş ve asgarî on işçi çalıştıran işletmelerden; fiilen ve sürekli olarak hayvancılık (su ürünleri yetiştiriciliği ve tavukçuluk dahil), organik ve biyoteknolojik tarım, kültür mantarı yetiştiriciliği ve kompostu, seracılık, sertifikalı tohumculuk ve soğuk hava deposu ile imalât sanayi, madencilik, turizm konaklama tesisi, eğitim veya sağlık alanlarında faaliyette bulunanların elektrik enerjisi giderlerinin yüzde yirmisi Hazinece karşılanır. Bu orana; 1.4.2005 tarihinden sonra faaliyete geçen işletmelerde asgarî sayıdan sonraki her bir işçi için, 1.4.2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş işletmelerde ise bu tarihten sonra işe başlayan ve asgarî işçi sayısından sonraki her bir işçi için 0,5 puan eklenir. Hazinece karşılanacak oran, organize sanayi veya endüstri bölgelerinde faaliyette bulunan işletmeler için yüzde elliyi, diğer alanlarda faaliyette bulunan işletmeler için yüzde kırkı geçemez." şeklinde,

değiştirilmiştir.

D) 5084 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 2 – Bu Kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yer alan destek ve teşviklerden, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 5 yıl süreyle, bu maddelerdeki şartları taşımaları kaydıyla Gökçeada ve Bozcaada’daki işletmeler de yararlanır."

 

Yapılan bu değişiklikler kısaca aşağıdaki gibi özetlenmiştir:

       5084 sayılı Kanun kapsamına giren illerde teşvikten yararlanmak için işçi sayısı 10’a düşürülmüş ancak bilfiil çalışması şartı getirilmiştir.

       5084 sayılı Kanun kapsamına giren illerde kamuya ait arsa ve arazinin bedelsiz tahsisine son verilerek kırkdokuz yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilecektir.

       Bedelsiz irtifak hakkı veya kullanma iznine konu taşınmazların üzerinde gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarı, bu taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerinin üç katından az olamayacaktır.

       5084 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendi kapsamı dışında kalan kalkınmada öncelikli yörelerdeki diğer illerde (Gökçeada, Bozcaada hariç) bedelsiz yatırım yeri tahsisine ilişkin olarak, aynı Kanunun 5 inci maddenin 31.12.2006 tarihinde yürürlükte olan hükümleri uygulanacaktır.

       Gökçeada ve Bozcada’daki işletmelerde 04.04.2007 tarihinden 5 yıl süre ile 5084 sayılı Kanununun 3, 4, 6’ncı maddedeki şartları taşımaları kaydıyla gelir vergisi stopaj, Sigorta primi işveren hissesi teşviki ve enerji desteğinden yararlanabilecektir.

04.04.2007 TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE KAMU İHALE KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK

04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 10 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Kurum, dördüncü fıkranın; (c) bendi ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının uygun görüşünü alarak sosyal güvenlik prim borcunun kapsamı ve tutarını; (d) bendi ile ilgili olarak, Gelir İdaresi Başkanlığının uygun görüşünü alarak vergi borcu kapsamına girecek vergileri; tür ve tutar itibariyle belirlemeye yetkilidir.

Bu madde kapsamında istenen belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenir. Gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir."

 

Kamu İhale Kanununun 10 uncu maddesinde ihaleye katılacak firmalardan istenebilecek belgeler sayılmış ve aynı maddede ihaleye katılacakların,  Türkiye'nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olması veya Türkiye'nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi borcu olması halinde ihale dışı bırakılacağı hüküm altına alınmıştır. 5615 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, Kamu İhale Kurumunca ihaleye katılacaklar için söz konusu kamusal borçlar için bir tutar sınırı getirmesi konusunda yetki tanınmış olup, adı geçen Kurumca bu yetki kullanıldığı takdirde, belirlenen tutarın altında borcu olanlar da ihaleye katılabilecektir.

Diğer taraftan,  Kamu İhale Kanununun 10’uncu maddesi kapsamında istenen belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenecektir. Gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilecektir.

Saygılarımızla ….