Sirküler No              : 2007 / 34

Konu                         : 5479  Sayılı  Kanunla A.A.T.U.H.K Yapılan Değişiklikler Hk.

 

5479 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 08.04.2006 tarih ve 26133 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Bu Kanun ile 6183 sayılı  Kanununun iki maddesi değiştirilmişti.

Bu Kanun değişikliğine ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca 440 Seri No’lu Tahsilat Genel tebliği çıkarılmış olup, söz konusu Genel Tebliğ, 30 Ocak 2007 tarih ve 26419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu tebliğde yapılan açıklamalar bu sirkülerimizde açıklanmıştır.

 

I- 5479 Sayılı Kanun ile Rüçhan Haklarının Kullanımı Üzere Değiştirilmiştir.

 

AATUHK’nın 21’inci maddesinde düzenlenen ve amme alacaklarına öncelik hakkı veren Rüçhan hakkı, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. 5479 sayılı kanunla yapılan değişiklikle  borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacağının sırası belirlenmiştir.

A) Amme İdaresinin Hacze İştirak Etmesi

Eskiden olduğu gibi üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda satış bedeli alacaklılar arasında garameten taksim edilmektedir. Ayrıca, satış bedelinin dağılımında, amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehinli alacakların hakları saklı tutulmuş, ancak, eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacaklarına, rehinli alacaklardan da önce tahsil edileceğine yönelik öncelik hakkı verilmiştir.

5479 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen hükümle;

è                 Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve

è                 Bunlara bağlı zam ve faizler için

tatbik edilen hacizlerde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmünün uygulanmayacağı belirtilerek, üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallara, maddede belirtilen amme alacakları için rehinden sonra haciz konulması halinde, rehinden önce üçüncü şahıslar tarafından tatbik edilmiş olan hacizlere iştirak edilmesi imkanı sağlanmıştır.

Üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallar üzerinde amme alacağı için tatbik edilmiş hacizden önce tesis edilmiş bir rehin bulunmadığı sürece nev’i sınırlaması olmaksızın hacze konu tüm amme alacaklarının ilk haciz alacaklısı üçüncü şahsın haczine iştirak edecektir. Ancak, bu uygulama genel bütçeye giren alacaklarla sınırlandırılmış olup, belediye ve il özel idarelerine ait amme alacakları için uygulanamayacaktır.

 

B) İflas, Mirasın Reddi ve Terekenin Resmi Tasfiyeye Tabi Tutulması Hallerinde Amme Alacaklarının Sırası

6183 sayılı AATUHK’nın 21 inci maddesinde yapılan diğer bir değişiklikle de

è                 Borçlunun iflası,

è                 Mirasın reddi ve

è                 Terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması

 hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak tanımlanmış ve bu alacakların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

Yapılan bu değişikliğe göre, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak üçüncü sırada yer alacaktır.

Uygulamada da, üçüncü sırada, bu sıranın önceliğini alan bir alacağın bulunması halinde, amme alacakları da öncelikli alacaklar aynı sırada yer alacak ve bu alacaklar tamamen tahsil edilinceye kadar diğer imtiyazlı alacaklara bir pay ayrılmayacaktır. Öncelik hakkı bulunan alacak ile amme alacağı toplamının, bu sıraya tahsis edilen tutardan fazla olması halinde ise tahsis edilen tutarın garameten taksim edilecektir.

Diğer yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206’ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan alacaklar arasında önceliğe sahip bir alacağın bulunmaması halinde, amme alacağı ile bu sırada yer alan alacaklar birlikte işleme tabi tutularak garameten taksim suretiyle paylaştırılacaktır.

Ayrıca, amme alacağının, özel kanunlarında 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında imtiyazlı alacak olarak tanımlanan alacaklardan da önceliğinin bulunduğuna ilişkin özel hükümlerin yer alması halinde bu hükümlere göre işlem yapılacaktır.

Söz konusu Tahsilat Genel Tebliği’ne göre, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bir usul kanunu olduğundan, 5479 sayılı Kanunla, 21 inci maddesinde yapılan değişikliğin, halen tahsil edilmemiş olan amme alacakları ile ilgili olarak tatbik edilmiş ancak paraya çevrilmemiş veya satış bedeli ilgili dairenin veznesine yatırılmamış hacizlerde, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki değişikliğin ise kesinleşmemiş sıra cetvellerinde dikkate alınması gerekmektedir.

 

II- Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak Ve Hakların Haczi:

 

5479 sayılı Kanunla 6183 sayılı AATUHK’nın 79’uncu maddesi yeni müesseseler getirilmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca eskiden olduğu gibi haciz bildirilerine karşı borcun olmadığı yönündeki itirazı 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde borç ödenmek zorunda kalınmakla birlikte yeni getirilen düzenleme ile bir yıl içinde menfi tespit davası açılabilecektir. Ancak, 7 gün içinde itiraz edilmeyerek menfi tespit davası açılması  halinde takip işlemleri durmayacağından yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe tahsilat yapılacaktır. Bu düzenlemelere ilişkin olarak tebliğde yapılan açıklamalar aşağıdaki gibidir:

è          Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü haklar ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul mallar, madde değişikliği öncesinde olduğu gibi borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzelkişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle haczedilecektir.

 

è          Tebliğ edilecek haciz bildirisinde; üçüncü şahısların bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edeceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı hususları ile 79 uncu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümlerinin üçüncü şahıslara bildirilecektir.

è          Haciz bildirisinin alınması üzerine, amme borçlusuna borcun olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi ileri sürülecek iddiaların haciz bildirisinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak yapılması zorunludur. Bu zorunluluğun yerine getirilmemesi halinde mal ellerinde ve borç zimmetlerinde sayılacak ve haklarında tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

è          Tebliğ edilen haciz bildirilerine karşılık alacaklı tahsil dairesine yazılı olarak verilecek cevapların, elden teslim edilmesi ya da taahhütlü posta yoluyla gönderilmesi gerekmektedir. Haciz bildirine karşı tanınan 7 günlük cevap verme süresinin hesaplanmasında; cevapların elden teslimi halinde alacaklı tahsil dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihin, taahhütlü postayla gönderilmesi halinde postaya verildiği tarih esas alınacaktır.

è          Yapılan yeni düzenlemeyle, 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde tanınan 7 günlük sürede alacaklı tahsil dairesine itirazda bulunmayan üçüncü şahıslara yeni bir hak tanınarak, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek imkanı verilmiştir.  

è          AATUHK’nın 79’uncu maddesinde, menfi tespit davası açılması durumunda amme alacağının takibinin durmayacağı ancak, mahkemece 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, üçüncü şahıslarca menfi tespit davasının açılması, bu şahıslar hakkında sürdürülen takibin durdurulmasına yeterli olmayıp bu konuda ayrıca mahkemenin takibin durdurulmasına karar vermiş olması gerekmektedir.

è          AATUHK’nın 79’uncu maddesi hükmüne göre, teminatlar alacaklı tahsil dairelerince alınacak ve haciz varakalarına istinaden haczedilecektir. Mahkeme kararı üzerine teminat gösterilmemiş olması ya da gösterilen teminatın takip konusu alacağı karşılamaması halinde takip işlemleri durmayacaktır. Dava konusu tutarı karşılayacak nitelikte teminat gösterildiğinin, takip işlemini durduran mahkemeye intikal ettirilmesi gerekmektedir.

è          Açılan menfi tespit davası sonucunda haksız çıkılması durumunda, haksız çıkılan tutarın % 10’u tutarında ayrıca inkar tazminatına mahkemelerce hükmedilecektir. Mahkeme kararlarında inkar tazminatına hükmedilmemiş olması halinde yetkili birimlerce temyiz yoluna başvurulacaktır.

è          Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre amme borçlusu sayılan üçüncü şahıslar hakkında takip işlemlerine aynı Kanun hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır.

è          Tebliğ edilen ödeme emrine idari yargı mercilerinde dava açılması halinde yürütmeyi durdurma kararı verilmediği, genel mahkemelerde menfi tespit davası açılması halinde ise mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmediği sürece amme alacağının takibine, alacaklı tahsil dairesince  devam edilecektir. 

è          Tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı açılan davaların aleyhe sonuçlanması durumunda 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre haksız çıkma zammı hesaplanması ve ayrıca tahsili gerekmektedir.  Ancak,  ödeme emrine karşı dava açılmakla birlikte aynı zamanda menfi tespit davası da açılması halinde, menfi tespit davasının lehe sonuçlanması ya da asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması hallerinde 58 inci madde hükmüne göre ayrıca haksız çıkma zammı hesaplanmayacaktır.

è          Diğer taraftan, üçüncü şahıslar hakkında sürdürülen takip muamelelerinin durdurulmasına ilişkin yargı kararları, asıl amme borçlusu hakkında sürdürülen takibi durdurmayacaktır.

è          Takip konusu amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilmiş olması ya da üçüncü şahsın açtığı menfi tespit davasının lehine sonuçlanması halinde ise üçüncü şahıs hakkında sürdürülen takip muamelesine son verilecektir.

è          Üçüncü şahsın, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz etmesi halinde, alacaklı amme idaresinin bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilecektir.

è          Tebliğe göre,  alacaklı tahsil dairelerince üçüncü şahısların itirazının yerinde olmadığına yönelik ispat edici bilgi ve belgeler tespit edilmesi halinde, üçüncü şahısların itirazının iptali için dava açılmak üzere durum amme idarelerinin yetkili birimlerine intikal ettirilir ve gerekli dava açılacaktır.

è          Üçüncü şahısların yaptığı itirazın iptali talebi ile alacaklı amme idaresince açılan davanın kabul edilmesi halinde hükmedilen tutarın, üçüncü şahıstan takip ve tahsiline  6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.

è          6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre üçüncü şahıslar nezdinde yapılan takip sırasında haczedilen menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde haciz konusu malın değerinin ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda üçüncü şahıs hakkında yapılacak takibin de mal bedeli ile sınırlı olacaktır.

è          Madde ile haklarında amme borçlusu olarak takip yapılan üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları saklı tutulmuştur.

Diğer taraftan, 5479 sayılı Kanun ile , AATUHK’na eklenen Geçici 9’uncu maddesinde 79’uncu maddedeki değişikliğe paralel olarak  düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu Tahsilat Genel Tebliğine göre,

è          Geçici 9 uncu maddenin yürürlüğe girdiği 08.04.2006 tarihinden önce 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca amme borçlusu sayılan ve anılan Kanun hükümlerine göre kendisine ödeme emri tebliğ edilmiş bulunan üçüncü şahısların, ödeme emrine karşı açtıkları davaları kısmen veya tamamen kaybetmiş olmaları nedeniyle aynı Kanunun 58 inci maddesine göre hesaplanan haksız çıkma zammından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş olanlar ile ilgili olarak yapılan düzenlemeye göre;

Ø      Geçici 9 uncu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla menfi tespit davası açma hakkı bulunmayan,

 

Ø      Takip konusu amme alacağının asıl amme borçlusu tarafından 08.04.2006 tarihi itibarıyla ödenmiş olması nedeniyle borçlu sıfatı sona eren,

Ø      Üçüncü şahıslardan aranılan haksız çıkma zammının tahsilinden

vazgeçilecektir.

 

Söz konusu haksız çıkma zamları ile ilgili düzenleme tahsil edilmemiş olanlara yönelik olduğundan, 08.04.2006 tarihinden önce tahsil edilmiş olanların ise red ve iade edilmeyecektir.

 

III- Bankaların Genel Müdürlüklerine Tebliğ Edilecek Haciz Bildirileri

 

6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde yapılan düzenleme ile tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebileceği, haciz bildirisinin bankanın genel müdürlüğüne tebliğ edilmiş olması halinde tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğünün bankanın genel müdürlüğüne ait olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm gereğince 6183 sayılı Kanunun 13 ve 62 nci maddelerine dayanılarak uygulanacak haciz ve ihtiyati hacizlere yönelik haciz bildirilerinin, amme  borçlusunun hak ve alacaklarının bulunduğu veya bulunabileceği banka şubesine doğrudan veya o mahaldeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edilmesi işlemlerine önceden olduğu gibi devam edilecek, bankalara tebliğ edilecek ihtiyati haciz ve haciz bildirilerinin, amme borçlusunun tebliğ tarihinde muhatap banka nezdinde mevcut olan varlıklarını kavrayacağına ilişkin 284 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

Madde hükmünün Maliye Bakanlığı’na  verdiği yetkiye istinaden; Devlete ait amme alacakları için düzenlenecek haciz ve ihtiyati haciz bildirilerinin, takip konusu amme alacağının fer’ileri ile birlikte 50.000,-YTL ve üzerinde, il özel idareleri ve belediyelere ait amme alacakları için 10.000,-YTL ve üzerinde olması halinde doğrudan bankaların genel müdürlüklerine tebliğ edilecektir.

 

Ayrıca bir düzenleme yapılıncaya kadar, alacaklı amme idarelerinin Gelir İdaresi Başkanlığının uygun görüşünü de almak suretiyle banka genel müdürlükleri ile yapacakları anlaşma çerçevesinde, elektronik imza ya da şifre kullanılmak suretiyle haciz bildirilerinin elektronik ortamda sadece bankalara tebliğ edilmesi ve elektronik ortamda cevaplarının alınması, elektronik ortamda tebliğ edilecek haciz bildirilerinde yukarıda belirlenen tutar ile sınırlı kalınmaması, birden fazla amme borçlusu için tebligat yapılması ve cevaplarının alınması Maliye Bakanlığı’nca uygun görülmüştür.

IV – Devlete Ait Amme Alacaklarının Takip Ve Tahsili İçin Yapılacak Mal Varlığı Araştırmasının Yapılmasında Belirlenen Usul Ve Esaslar

6183 sayılı Kanunun 54  ve 62’inci  maddeleri uyarınca ile ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairelerince cebren tahsil olunacağından, bu kapsamda amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesinin cebren tahsil şekillerinden biridir. Bu düzenlemelere göre, .Maliye Bakanlığınca,  tahsil dairelerinin işgücü ve zaman kaybını önlemek, kırtasiye ve posta masraflarını azaltmak amacıyla Devlete ait amme alacaklarının takip ve tahsili için yapılacak mal varlığı araştırmasının aşağıda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülmesi uygun görülmüştür.

1- Yurt Çapında Mal Varlığı Araştırması Yapılacak Amme Alacağının Türü ve Tutarı

Devlete ait olup Maliye Bakanlığı’na ya da Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil dairelerince takip ve tahsil edilen amme alacakları için tür ayrımı yapılmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırması yapılacaktır.

Ancak, amme borçlusunun menkul ve gayrimenkul malları ile her türlü hak ve alacaklarından borcuna yetecek tutarda olan kısmının tespiti ve haczi için yurt çapında yapılacak mal varlığı araştırmasının, fer’ileri ile birlikte toplam tutarı 5.000,-YTL ve üzerindeki amme alacakları için yapılacaktır. Takip konusu amme alacağının belirlenen tutarın altında olması halinde yurt çapında mal varlığı araştırması yapılmayacaktır.

2- Mal Varlığı Araştırmasının Alanı ve Şekli

Yurt çapında mal varlığı araştırmasının amme borçlusunun haczi kabil mal varlığının tespit edilerek haczedilmesini sağlamak amacıyla yapıldığı dikkate alınarak; alacaklı tahsil dairelerince bu araştırmaların bulundukları illerde doğrudan veya bu konuda görevlendirilmiş dairelerce, diğer illerde ise aynı nev’iden tahsil daireleri aracılığı ile 6183 sayılı Kanunun haczin tatbik şekline ilişkin hükümlerine göre yapılacaktır

Diğer yandan, alacaklı tahsil daireleri, ivedilik arz eden durumlarda, bulundukları illerin dışında tespit ettikleri ve haciz bildirisi düzenlenmek suretiyle haczedilmesi gereken malları doğrudan haczedebileceklerdir.

Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik birimlerinin birbirleri ile bilgisayar ağ bağlantısı bulunduğundan, amme borçlusunun, Karayolları Trafik Kanununa göre trafik şube veya bürolarına kayıtlı taşıtlarının haczi için alacaklı tahsil dairesinin bulunduğu yerdeki  şube veya bürodan araştırma yapılacaktır.

 

Saygılarımızla…